1 Haziran 2010 Salı

Mücver Fırında



Yaz sofralarının vazgeçilmezi mücver genelde yağda kızartılarak yapılır. Ilık ılık ve yanında yoğurt ile müthiş bir uyum içinde tüketilir. Ancak hepimizin bildiği gibi kızartma ağır olur. İlerleyen yaşımızı da düşünerek fırında mücver yapılmasının daha sağlıklı olduğuna kendimizi ikna etmemiz gerekiyor.

Dün kabak dolması yaptım, kalan kabak içlerine iki tane daha rendeleyip diğer malzemeleri de ekleyerek fırında pişirdim. İlk başta hayalkırıklığına uğrayacağım gibi geldi, ancak fırından çıkartıp biraz bekletince kıvamını buldu. Herkese tavsiye ediyorum, gerçekten lezzetli oldu.

Un miktarını artırarak biraz daha kek kıvamında pişirebilirsiniz.

Malzemeler
4 veya 5 adet kabak
4 veya 5 sap taze soğan
3 bütün yumurta
½ su bardağı beyaz peynir rendesi
½ demet maydanoz
½ demet dereotu
8 – 10 yaprak taze nane veya 1 tatlı kaşığı silme kuru nane
½ su bardağı ayçiçek yağı
1 + ½ su bardağı un (elenmiş)
Vegeta veya tuz
Karabiber
1 paket kabartma tozu


Yapılışı
Öncelikle fırın 180 derecede ısıtılır, fırının ayarına göre sıcaklığını kontrol etmek gerekebilir. Pişirme, fırına göre, 150 – 180 derece arasında oynayabilir.
Kullanılacak tepsi, sonradan kolay temizlenebilmesi için, yağlı kağıt ile kaplanır
(Yağlı kağıt kullanmama rağmen yine de üzerine biraz yağ püskürtüp azıcık unluyorum, kalıp gibi çıkıyor, bilginize…).

Kabaklar rendelenir, süzgece konur üzerine biraz tuz serpilerek suları süzdürülür.
Taze soğan ve diğer yeşillikler ince doğranır. Un, kabartma tozu eklenerek elenir.
Yumurtalar ayrı bir kaba kırılır, vegeta, karabiber ve ayçiçek yağı ile birlikte çırpılır.

Suyu süzülen kabak rendesi tekrar avuç içerisinde sıkılarak karıştırma kabına alınır. Tüm yeşillikler eklenir, beyaz peynir rendesi, çırpılmış yumurta karışımı katılarak karıştırılır.
En son un konur ve karıştırılır. Tepsiye dökülür, üzeri düzlenir ve önceden ısıtılmış fırında ortalama 35-40 dakika süresince üzeri kızarıncaya kadar pişirilir.

Afiyet olsun !


Not : İlk başta hayalkırıklığına uğrar gibi oldum demiştim, sebebi şu : Fırında pişen mücveri kontrol etmeye gittiğimde üzerinin köpük köpük olduğunu gördüm. Şaşırdım çünkü kabakların tüm suyunu almıştım. Sonradan anladım ki kabaklar ile birlikte diğer tüm yeşilliklerin suları çıkıyor. Pişme süresinin sonuna doğru köpük kalmadı. Böyle bir durum ile karşılaşırsanız şaşırmayın diye belirtmek istedim.
Ayrıca dilerseniz havuç rendesi de ekleyebilirsiniz, havuçları önceden azıcık yağda soteleyip eklerseniz hem daha iyi pişer hem de daha lezzetli olur diye düşünüyorum.

24 Mart 2010 Çarşamba

Kahvedaş

Geçmiş zamanı yakalayabilmek için aklıma gelenleri yazdım, kimbilir daha neler yaşadım mutlaka güzellikler oldu. Şimdi kaldığımız yerden devam etme zamanı hayatı yakalamak lazım. Yeni tatları...



Çikolatanın insanlar üzerinde bıraktığı etkiler saymakla bitmez, biliyorsunuz.
Mutluluk hormonu olan seratonin salgılanmasını da sağlıyor.
Özellikle bitter çikolata içerdiği çok az yağ oranı ile, dengeli tüketildiğinde, müthiş bir antioksidan.
Ayrıca, daha önce yazdığım gibi eğer dengeli tüketilirse kilo da aldırmıyor, daha ne olsun bir taşla kaç kuş vuruyoruz :)

Çikolata deyince benim için akan sular duruyor. Evde olmadığı zaman dengem bozuluyor, çok ciddiyim. Durum böyle olunca çikolatalı mamüller üretmeye başlıyor insan.
Daha önce Chef’s İstanbul’da çikolata yapım kursuna katılmıştım. Mustafa Bey’den öğrendiğimiz temel bilgiler ışığında yeni bir şey üretmeye çalışıyorum. Denemeler yapıyorum, zaman zaman bunları sizler ile paylaşacağım.

En sevdiklerimden birinin tarifini aktarıyorum. Kuruyemişler ve kuru meyvelerin çikolata ile birlikte karışması sonucu oluşuyor.
Adını “ Kahvedaş “ koydum.
Ölçüler yine göz kararı, kullandığım tepsiye göre belirliyorum.

Malzemeler
İstenilen kuruyemiş (Bana göre badem +ceviz + fındık bileşkesi süper oluyor)
İstenilen kuru meyveler ( Ben genelde ananas, kivi, papaya, mango, gün kurusu kayısı, elma kurusu, yaban mersini kurusu kullanıyorum)
Bitter kuvertür veya marketlerde satılan bitter çikolata
Krema
Birkaç damla portakal aroması (isteğe bağlı)

Not : Çikolata-krema ölçüsü bire bir olmayacak, 2-1 olursa daha iyi. Yani kullanacağınız çikolata miktarının yarısı kadar krema yeterli olacaktır.


Yapılışı
Kullanacağımız tepsiye yağlı kağıt koyuyoruz, kenarlardan da taşmalı, üzerini kapatacağız çünkü. Kuruyemişleri kısa süre ısıtıyoruz, yağları açığa çıksın diye. Soğumaya bırakıyoruz. Kullanacağımız kuru meyveleri tavla zarı iriliğinde doğruyoruz.

Derin bir tencereye kremayı koyup, ısıtıyoruz (kaynamayacak yalnız, ısınacak) ve bitter kuvertür çikolata parçalarını veya marketten alınan bitter çikolatayı kremaya ekliyoruz ve karıştırarak eritiyoruz. Bu aşamada isteğe bağlı olarak iki üç damla portakal aroması katabilirsiniz.(Dikkat edilmesi gereken nokta çikolatayı yakmamak. Benmari usulü de yapılabilir. Eğer bu şekilde yaparsanız kremayı ısıtın yine, ayrıca çikolatayı benmari usulü eritin ve sonra krema ile karıştırıp bir süre daha birlikte ısıtın).

Ocağı kapatıyoruz. Daha sonra kuruyemişleri ve doğranmış kuru meyveleri çikolata-krema bileşkesine katarak harmanlıyoruz. Karışımı yağlı kağıt ile döşediğimiz tepsiye yayıyoruz. Üzerine bastırarak düzlüyoruz.
Kenarlardaki yağlı kağıt parçalarını üzerine kapatıyoruz, kurumasın diye.
Bir gece buzdolabında bekletiyoruz. Ertesi gün keskin bir bıçak ile istenilen büyüklükte kesiyoruz.


Servis önerisi:



Ben genelde çikolatalı bar şeklinde kesiyorum. Eğer bir yere götüreceksem, resimde de gördüğünüz gibi, alüminyum folyo ile paketcikler yapıyorum ve süslüyorum. Renkli parşömen kağıt döşediğim kutulara koyup hediye ediyorum. Hoş oluyor. Mutlaka denemenizi öneririm.

Afiyet olsun!

18 Ocak 2010 Pazartesi

Geç kalmışlar / Devam...

Koca seneyi satırlara aktarabilmek çok zormuş. Ben ki çoğunlukla konuşmakta ve yazmakta zorlanmam ancak inanın terledim. Hatırlayamadıklarım var, kayıt altına almak istediğim şeyler var. Zorlanıyorum. Kaldığım yerden devam etmeye çalışacağım.

Hayatımda olan bitenlerin arasında en güzel şey Minişim, biliyorsunuz. Dünyam aydınlandı geldiğinde... Nasıl da güzel kokuyor !!! Çok özlüyorum onu.



Yaklaşık iki aydır bir türlü soğukalgınlığı ve gripten kurtulamadım. Geçici çözümler ile öteliyorum, sonra ne oluyor. hoop tekrar nezle.. Eee, böyle olunca ailemi, Minişimi göremez oldum. Bulaşmasın diye gidemiyorum. Artık yetti gari.. Çok ama çoooooooookkk özledim hepsini.

Neler oldu'lara dönersek...Çok sevdiğim candostum Charlie'nin (Şenol'un) Nisan 2009'da 50. Yaş gününü kutladık. Tabii ki yine Balat City'de... Gerçekten çok keyifli bir akşamdı, eğlendik, yedik + içtik her zamanki gibi...
Balat City meselesi sonra daha detaylı anlatılacaktır :)



Çalıştık, sevindik, üzüldük, heyecanlandık. Hastalandık, iyileştik. Günler geçti.
Sonra canımdan çok sevdiğim kardeşimin ve kuzenim ama dostum Nurdan'ın yaşgünleri oldu Mayıs 2009'da... Yolları hep açık olsun, yuvalarında hep sağlıklı,huzurlu ve mutlu olsunlar. Yeni yaşları onlara uğur getirsin.





Canımın gerçekten çok sıkkın olduğu bir gün oldu. Sığamazsınız ya bir yerlere, işte öyle bir gündü... Candostum Charlie ile Beykoz'a gittik. Sabah çıktık yola, Beylerbeyi'nde kahvaltı, Kandilli'de kahve, bin otobüseee ver elini Beykoz çayırı. Dolaşıldı, uzun bir süre konuşulmadı. Ruhlar dinlendirildi. Sonra yaşananlar, anılar anlatıldı. Kah gülündü kah hüzünlenildi. Tepelere çıkıldı, dualar edildi. Bu dünyadan, diğer dünyadan dem vuruldu. Dolu ama dingin bir gündü...

Çiçek Ablacıııımmmm çok teşekkürler, kesenize bereket. Harika kuru köfte yedik, ölüyorum sandım :)























Yine çalıştık, yine eğlendik, zaman zaman ağladık, zaman zaman deli gibi güldük. Uyuduk, uyandık, yine çalıştık. Sonra benim yaşgünüm oldu Haziran 2009'da. Tabii ki yine Balat City'de :) İnanılmaz bir gece düzenlemiş dostlarım. İyi ki varlar hayatımda. Hep mutlu, hep sağlıklı, hep huzurlu olsunlar. Hep birlikte olalım. O akşam terasta üst üste sürprizler yaşattılar bana. Tekrar tekrar teşekkürler hepsine, kocaman öpüyorum hepsini.



Çok sevdiğim, gurur duyduğum,canımın içi insanlığından ve tecrübelerinden hep ders almaya çalıştığım idolüm babacığımın yaşgününü kutladık. Sağlıklı, huzurlu ve mutlu olsun hep, Allah başımızdan eksik etmesin.



Sonraaaaaa... Sıra geldi Minişim'in ilk doğumgününeeeeeee.. Allahım o ne endam, o ne salınma, o ne işve :):) Şansı, bahtı, yolu hep açık olsun kuzumun. İhtiyacı oldukça hep yanında olmak için söz verdim kendi kendime. O kadar mutluydum ki o gün, o kadar heyecanlıydım ki, anlatamam. Resimler konuşsun :






















Cankuşum Alican cancanımın yaşgününü kutladık sonra... Ona kendi ellerimle tiramisu hazırladım. Hep mutlu olsun, hep böyle gülsün istiyorum.






Meleğim, ustam, yoldaşım, candostum, canımın içi, biriciğim canım anneciğimin yaşgünü oldu Eylül 2009'da. Hasta olduğum için yanında olamadım :( İçime oturdu... Her zaman yanımda olsun, her zaman yanında olayım. Kokusunu hep içime çekeyim.

10 Kasım 2009 Salı

Geç kalmışlar...

Çok uzun bir süredir blogum ile ilgilenemedim. Hayat gailesi diyelim ve yolumuza devam edelim. Umarım herkes iyidir, yaşamı yolundadır. Dileğim, işlerinizin hep rast gitmesi...

Geçen sene Aralık ayından beri birçok şey oldu. Bir sürü yemek yedik, yeni yemekler öğrendik. Resimler çektik, sevindik. Üzüntülü günlerimiz oldu, yeni dostlar edindik. Özetle, hayatımıza devam ettik.

Geçen ayların - 11 ay olmuş bu arada - getirdiklerini ekleyeceğim. Minişim büyüdü, yeni tarifler öğrendim, taşındım. Gelenler oldu, gidenler oldu. Kararlar aldım, yeni girişimlerim var ilerisi için. Zamanı ve yeri geldikçe hepsini aktaracağım.

Şimdi sıralayalım :
Çok sevdiğim dostum Şebnem bizi evinde yılbaşı partisine çağırdı. Şebnem bir Çerkez kızı, tam anlamı ile :) Menü süperdi tabii. Aslı ile birlikte Çerkez Tavuğu'nda boğulduk resmen :) Güldük, konuştuk, eğlendik. Çok keyifli bir akşam oldu. Tekrar teşekkürler Şebo'cum :)



İşte o muhteşem Çerkez Tavuğu...

















Yılbaşını Balat City'de karşıladık, deli gibi eğlendik. Herkes birşey yapıp getirdi, malum ekonomik kriz... Pınar ve Gürhan'dan lirik dans istiyoruuummm :))
















Ahretlik'in, yani Aslı'nın, yani bizim laz bakkal Ahmet Abi'nin deyişiyle Renkli Kafa'nın :) doğumgününü kutladık Ocak 04'te... Gerçekten keyifli bir akşamdı. İyi ki doğdun Ahretlik :) Hep mutlu ol.

8 Aralık 2008 Pazartesi

Bayram Sofrası





Bayramları eski bayramlar gibi yaşamamız için elinden geleni yapar Melek'im, anneciğim. Arefe günü telaşı, bayram sabahı erkenden kalkıp telaşa kaldığı yerden devam etmesi... Güne yakışan yemekler ve süslü sofralar hazırlaması... ve yüzündeki o müthiş gülümseme...





Bizde yaşananlar mutlaka birçok evde de yaşanıyordur bayramlarda. O heyecanı çok severim. Herşey kusursuz bir şekilde hazırlandıktan sonra herkes en güzel elbisesini giyer süslenir. Misafirler gelmeden önce birbirimizle bayramlaşmak için sıraya gireriz, herkes birbirini kucaklar, iyi dileklerini ve sevgi sözcüklerini çekinmeden aktarır herkes, gözlerdeki yürekten gelen pırıltı ile beraber... Misafirler ağırlanır, yemekler yenir, çocuklara harçlıkları verilir (mendil içinde tabii). Çaylar-kahveler içilir, hikayeler anlatılır. Gülünür, eğlenilir.





Eskiden çok daha kalabalıktık, hele ki Prizren'den akrabalar gelmişse evler dolup taşardı. Anneannem sağken bayramın ilk günü onun evinde toplanırdık. Büyükler, yengeler, enişteler, teyzeler, amcalar, gelinler, damatlar, çocuklar, torunlar, torbalar :)) Allaaaahh cümbüş olurdu. Onun ölümünden sonra büyük teyzemde yani İncim'de toplanmaya başladık. Ev farklı, coşku aynı. İncim'in vefatından sonra annemlerde toplanmaya başladık. Ev farklı yine evet, ancak coşku biraz buruk. Gidenimiz çok oldu. Sessizce selamlaşır bayramlaşır herkes yine de, bilirim. Hep yanımızdalar...

Bayram sofralarımız müthiş olur, annem döktürür her zamanki gibi. Bu bayramda farklı olmadı. Şekerimiz çıktı yine :):) Diyorum ya eskiden çok kalabalık olurduk diye. Gördüğünüz masa açılıyor ve 12 kişilik oluyor. Bu masa haricinde başka masa da kurulurdu, hatta bir de çocuk masası açılırdı :) Şimdi gördüğünüz çok mütevazi...



Biraz da mutfaktan görüntüler ekleyeceğim. Zor beklediler fotografları çekmemi vallahi :)
Ayrıca en baş konuğumuz da Miniş'imdi. Canım benim ne güzel de gülüyor. Halası onu çok ama çooooooooookkkk seviyor.

Hepinize tekrar iyi bayramlar diliyorum.
Hayatınızın her günü bayram coşkusu dolu geçsin.
Sevgilerimle.







22 Kasım 2008 Cumartesi

Zeytinyağlı Çalı Fasulye


Annemin kulakları çınlasın :D
Melek'iiimmmm, çalı fasulye pişirdiiiimmm !!!!!
Kesin gülecektir bu yazımı okuduğunda, neden mi? Çalı fasulye ayıklamaktan nefret ederdim ve her seferinde kaçardım !!! Yemesine yerdim ama...
Gerçekten çok severim tadını, ah bir de o ayıklaması olmasa, ancak sanırım artık alıştım. Kenarlarını al, kalınsa üç şerit inceyse iki şerit halinde doğra. İyi ki çok kalabalık bir ailem yok. Bir kiloluk fasulyeyi ancak bu şekilde yapabiliyorum. İnsan isterse herşeyi yapar diyorsunuz, duyuyorum. Haklısınız.
Gelelim tarife...

Malzemeler:
1 kg. çalı fasulye
2 adet orta boy kuru soğan
3 adet domates
1 baş sarımsak
1+1/2 tatlı kaşığı toz şeker veya 2 adet kesme şeker
Tuz/vegeta
1 çay bardağı zeytinyağı
1+1/2 su bardağı kaynar su

Yapılışı:
Çalı fasulye yıkanır, yukarıda bahsettiğim şekilde doğranır. Kuru soğanlar yemeklik, domatesler irice doğranır. Bir baş sarımsağın varsa dış kabuğu ve püskülleri alınır (Dişlerin ayrılmaması lazım).
Tencereye zeytinyağı konur, ısıtılır, soğan eklenir ve biraz döndürülür. Domatesler eklenir ve 5 dakika soğanlar ile birlikte pişirilir. Doğranmış çalı fasulyesi tencereye alınır, 10 dakika boyunca sulunu salıp hafif çekene kadar soğan ve domatesler ile birlikte pişirilir (Arada fasulye dağıtılmamaya özen göstererek karıştırılır). Sarımsak tencerenin ortasına yerleştirilir.
Fasulyenin rengi koyulaşınca tuz/vegeta, şeker serpilir ve fasulyeleri biraz kapatacak kadar kaynar su konur. Önce orta harlı ateşte kaynayana kadar tutulur, sonra ocak kısık ateşe getirilerek yaklaşık 40-45 dakika pişmeye bırakılır.

Servis önerisi:
Yemeği pişen tencerede soğumaya bırakıyoruz. Eğer ertesi gün tüketecekseniz sofraya oturmadan yaklaşık bir saat önce buzdolabından çıkartırsanız daha iyi olur, biraz soğunu atar böylece. Servisten önce üzerine hafif zeytinyağı gezdiriseniz tadı ala olur :)

Afiyet olsun!

Toros Salatası

Köşebaşı'nı herkes biliyordur diye düşünüyorum. 1995 yılından beri Adana ve Tarsus yemekleri ile misafirlerini ağırlayan, dünyanın en iyi 50 restoranından biri olarak seçilen kebap restoranı.
Bilmeyenler www.kosebasi.com'a tıklayarak detaylı inceleme yapabilir.

Burada sunulan çok güzel bir salata var : Toros Salatası...
Taze otlar ile yapılıyor ve baharatlar ile zenginleştiriliyor. Geçenlerde Home TV'deki " Tadı Ustasında " programında Köşebaşı'ndaydılar veeee usta salatanın tarifini verdi. Şansa bakın :)
İşte o günden beri fırsat buldukça yapıyorum. Dostlarımla toplandığımızda da yaptım, bayıla bayıla yedik. Denemenizi tavsiye ederim. Miktar size bağlı.

Malzemeler:
Roka
Taze soğan
Dereotu (İsteğe bağlı)
Maydanoz
Taze nane
Domates
Sumak
Kırmızı toz biber
Tuz (Az miktar)
Nar ekşisi

Yapılışı:
Tüm taze otlar ince kıyılır. Taze soğan ince; domates, kabukları ile birlikte küp şeklinde doğranır (Baharat konacağı için kabuklar soyulmuyor. Kabuksuz olarak salataya eklenirse domates fazla sulanıyor).
Büyükçe bir kaba otlar konur, üzerine taze soğan ve küp doğranmış domates serpilir.
Sumak, kırmızı toz biber, az miktarda tuz eklenir (Sumak tuzlu bir baharat olduğu için sofra tuzunu az ekleyin) ve yavaşça harmanlanarak baharatların otlar ile karışması sağlanır. En son üzerine istenilen miktar nar ekşisi gezdirilir.

Afiyet olsun!

Neredeyim???

Merhabalar, uzun zamandır bloguma uğrayamıyorum.
Neeeeerdeyim? (Serhat Abi kulakların çınlasın!)
Ofiste... Evde... Minişimde...
Miniş?? Dünya tatlısı yeğenim: Mine... 11 Ağustos 2008 sabah 09:08'de dünyaya gelen, gelince beni benden alan minişim...
" Halacım " diyeceği günleri iple çekiyorum.

Ailemizdeki çocuklar bana nedense İpit der ilk önce, vardır bir hikmeti :D
Mine'ciğim bana istediğini diyebilir. Bir büyüsün, ben ona neler pişireceğim.

Yakın zamanda yeni tarifler eklemeye çalışacağım.
Şimdilik sevgiyle kalın.



24 Nisan 2008 Perşembe

Cupcake

Cupcake'ler ülkemizde henüz az tüketiliyor. En çok Amerika'da yandaşı var. Kulüpler kurulmuş cupcake'ler için :) Yarışmalar düzenleniyor, sektör yani...
Hanimiş Işıl'ın kullandığı bir terim var bu lezzet için : Pastacık. Bence de çok uygun, gerçekten de küçük pastacıklar oluşturuyorsunuz.
Yine bir Bake Shop Cumartesi'sinde pastacık süslemesi yaptık, ben yine öğrenciydim tabii ki.



Dolgu yapmayı, buttercream hazırlamayı ve sprinkles adı verilen süs şekerleri ile neler yapılabileceğini öğrendim. En sevindiğim de ganaş ile süslemeler yapmak. Çikolataya hayır diyemiyorum :)
Resimlerin çözünürlükleri düşük kusura bakmayın, cep telefonunumun kamerası ile çektim.



Sonrasında afiyetle yedik tabii ki. Ganaşa bandıra bandıra :))

Tavuk Suyu Çorba-Konsome'msi :)

Hepinizin bildiği gibi konsome tamamen berrak hale getirilmiş et sularının ortak adı. Tavuk, et veya balık ile hazırlanıyor. Arman Kırım'dan öğrendim : Konsome süzülerek elde edilmiyormuş aslında, et suyunu berraklaştırmak için yüksek oranda protein içeren bir malzeme ile asit içeren bir diğer malzemenin bir araya getirilmesi ile oluşuyormuş. Bilginin devamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz: http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=3596881&yazarid=123

Çorba çok sevmesem de, pişirmeyi sevdiğimi söylemiştim. İşte yine böyle bir günde kendimce hazırladığım bir çorba tarifini vereceğim. Evdeki malzemeleri tezgahın üzerine alıp baktım baktıımmm. Tamam; tavuk eti var, havuç var, maydanoz var, patates var. Tel şehriye de var. Tavuk suyuna çorba yapabilirdim, ama bu sefer değişik bir şey olmalıydı...
Ben genelde tavuk etini haşlarken havuç ve maydanoz da ekliyorum, lezzeti daha iyi oluyor. Daha fazla uzatmadan tarife geçiyorum. Anlatınca uzun gelebilir, ancak endişelenmeyin çabucak hazırlanıyor aslında.

Malzemeler:
Tavuk eti (Beyaz et)
Havuç
Maydanoz
Patates
Tel veya arpa şehriye
Tuz/Vegeta

Yapılışı:
Tavuk etinin varsa kıkırdaları temizlenir, yıkanır. Birkaç parçaya ayrılır ve haşlanacak olan tencereye alınır. Havuç temizlenir ve birkaç parça olacak şekilde doğranır, patates soyulur ve birkaç parçaya bölünür, maydanozlar yıkanır. Tavuk etinin olduğu tencereye konur (Maydanozların yarısını koyun). Üzerlerine çıkacak kadar su eklenir ve orta harlı ateşte tavuk eti iyice haşlanır. Tuz/vegetayı su kaynamaya başladıktan sonra koymanızı tavsiye ediyorum. Yoksa su geç kaynıyor.
Pişen tavuk eti ve sebzeler tencereden alınır ve üzerlerindeki beyaz köpüklerin giderilmesi için yıkanır. Tavuk eti didilir, havuçlar ne çok ince ne de çok kalın olacak şekilde yuvarlak dilimlenir, patatesler küp küp doğranır. Haşlanmış olan maydanozları artık kullanmıyoruz, atabilirsiniz.
Tenceredeki tavuk suyu başka bir tencereye aktarılır. Berraklık elde etmek için bu işlemi şöyle yapıyorum : Tavuk suyunu aktaracağım tencereye önce bir tel süzgeç koyuyorum, sonra süzgece tülbent veya birkaç kat kağıt havlu koyuyorum ve suyu öyle süzüyorum. Böylece suda kalmış olan tüm parçacıkları almış oluyorum.
Süzülmüş tavuk suyu olan tencere orta harlı ateşe alınır, havuç dilimleri, tel veya arpa şehriye ve didilmiş tavuk etleri eklenir, tuz/vegeta konur. Kaynamaya başlayınca kalan maydanoz yaprakları eklenir.

Servis Önerisi:
Bu çorba çok berrak oluyor, aynı konsome gibi. O yüzden adını konsome'msi koydum. Beyaz ve biraz derin bir çorba kasesinde sunulduğunda görüntüsü çok güzel oluyor, renkler süper gözüküyor. Tabii ki normal bir çorba tabağında da sunabilirsiniz. Yanına da kızarmış ekmek dilimleri ekleyin.

Afiyet olsun!

23 Nisan 2008 Çarşamba

Kahvaltı Salçası

Kahvaltı en sevdiğim öğündür, değişik yiyeceklerin kahvaltı sofralarına zenginlik kattığını düşünürüm hep. Özellikle misafirleriniz varsa daha da özenirsiniz.
Bir çoğunuz bu tarifi biliyorsunuzdur, yüzleri güldüren bir tarif. Genelde acı yapılıyor, ancak oranını ayarlamak mümkün. Misafirlerinizin tercihine göre hazırlayabilirsiniz. Ölçüler göz kararı...

Malzemeler:
Ceviz içi
Zeytinyağı
Biber salçası
Domates salçası
Kimyon
Sarımsak tozu (istenirse)
Kuru nane

Yapılışı:
Sos tenceresine zeytinyağını koyun, orta harlı ateşte ısıtın. İri dövülmüş ceviz içini ekleyin. Yağ kabarana kadar arada karıştırarak ceviz içlerinin de yağını bırakmasını sağlayın. Domates ve biber salçası ekleyin, karıştırarak salçaları eritin. Çok az kimyon, sarımsak tozu ve kuru nane ekleyerek iyice karıştırın. Ocağın altını kapatın ve hazırladığınız salçayı tencere ılıtın.

Servis Önerisi:
İster ılık, ister oda sıcaklığında tüketebilirsiniz. Bir arkadaşınıza götürecekseniz pişer pişmez bir kavanoza doldurun, bırakın içerisinde ılınsın.
Kahvaltı sofranızda kızarmış ekmek, krep veya pancake ile sunabilirsiniz. Şık bir sos kabına alıp servis yaparsanız göze daha hoş görünüyor.
Akşamüstü çayı yanında da sunabilirsiniz, minik kanepeler hazırlayarak üzerine hazırladığınız cevizli salçayı sürebilirsiniz.

Afiyet olsun !

Pancake (Pankek)

Daha önce krep tarifini paylaşmıştım sizler ile. Zaman zaman insan farklı şeyler de yemek istiyor. Benzer malzemeler ile hazırlanan pancake tarifini vereceğim şimdide.
Krepten farkı içerisinde kabartma tozu olması... Ayrıca pancake bence kahvaltıda ve belki akşamüstü çayı yanında tüketilecek bir hamurişi.
Nutella'nızı, peynirinizi, zeytin ezmenizi ve peynirlerinizi hazırlayın,işte tarif :)

Malzemeler:
1 su bardağı un
1 su bardağı süt
1 tatlı kaşığı toz şeker
1/2 paket kabartma tozu
2 yemek kaşığı sıvı yağ
1 yumurta
Tuz
18 cm'lik tava (Varsa)
Ekstra sıvı yağ (Tavayı yağlamak için)

Yapılışı:
Karıştırma kabına sütü alın, yumurtayı içine kırın ve çırpın. Daha sonra sıvı yağı ekleyin ve karıştırmaya devam edin. Toz şekeri, tuzu koyun ve çırpın. Daha sonra elediğiniz unu ekleyin, karıştırın. En son kabartma tozunu ekleyin.
Karışımı buzdolabında bekletin (Ben gece hazırlayıp buzdolabına koydum ve sabah ofise gitmeden önce pişirdim, çok güzel oldu. Buzdolabında en az 1 saat kadar bekletirseniz de güzel olur).
18 cm'lik tavayı ocağa alın, ısıtın. Çok az sıvı yağ ekleyin ve bir kepçe yardımı ile karışımı tavaya koyun. Önlü arkalı pişirin. Servis tabağına alın.

Servis Önerisi:
Pişirdiğiniz pancake'leri ılık bir tabağa alın, diğerleri pişerken soğumasınlar. Hazırladığınız pancake'leri ılıkken servis edin.

Afiyet olsun !

19 Nisan 2008 Cumartesi

Cevizli Toplar

Şekerlemelere bayılıyorum. Hazırlanması bence çok kolay ve kolaylığına ters orantılı bir şekilde lezzetli. Tat için illa ki uğraştırıcı mı olması gerekiyor acaba? Ne dersiniz?
Şimdi size aktaracağım tarif biraz mozaik pastayı andırabilir size, ancak farklı. Temel malzeme aynı: bisküvi.
Kahve meraklılarına sunuyorum. Güzel bir filtre kahve veya nescafe ile uyumu mükemmel oluyor. Yine " bence " tabii. Çay ile de tüketilebilir, ancak kahve ile lezzeti daha uyumlu sanki. Karar sizin.

Malzemeler :
1 paket kakaolu bisküvi
2 çorba kaşığı ceviz içi
1 çorba kaşığı bal
1 adet limon
1 fiske tuz

Yapılışı:
Bisküvi ufalanır, ceviz içi dövülür. Limon kabuğu rendelenir. Tüm malzemeler karıştırma kabına alınır ve birbirine iyice yedirilir. Meydana gelen hamur 10-15 dakika kadar buzdolabında dinlendirilir. Süre sonunda dolaptan çıkarılarak misketten biraz daha büyük toplar halinde yuvarlanır.

Servis önerisi:
Şekerlemeler için yapılmış küçük kağıt kaplara koyarak sunabilirsiniz.

Afiyet olsun !

10 Nisan 2008 Perşembe

Bake Shop Beşiktaş (Tekrar)

Daha önce sizlere Bake Shop Beşiktaş'tan bahsetmiştim, 06 Şubat 2008 tarihli yazımda. Kurabiye süsleme teknikleri seminerine katılmıştım. Dersin sonunda günün anısına fotograflar çekmiştik. Işıl'cım (Hanimiş) dün fotoları gönderdi, çocuk gibi sevindim :) Hemen ekliyorum.
Tekrar ediyorum : Yolunuz düşerse mutlaka uğrayın Bake Shop Beşiktaş'a. Çoook beğeneceksiniz.

Sevgilerimle







Kremalı Mısır

Bir iki ay önceydi sanırım, akşam Digitürk kanalı olan Home TV'ye şöyle bir bakayım neler var dedim. How to boil water isimli bir program vardı. Değişik ve basit yemekler yapılıyor o programda. Pişirdikleri ızgara parça etin yanına değişik bir garnitür hazırladılar. Hemen hafızaya kayıt edildi tabii ki :) Kremalı mısır...
Taze mısır ile yaptılar, ancak konserve mısır ile de yapılabiliyor. Pişme süresi kısalıyor konserve mısır ile hazırlandığında... Leziz bir garnitür oldu, denemenizi tavsiye ederim.

Malzemeler:
1 küçük konserve mısır
2-3 dal taze soğan
1/2 paket krema
1 diş sarımsak veya 1/2 çay kaşığı kadar sarımsak tozu
1 orta boy domates
Sıvı yağ/Zeytinyağı
Maydanoz
Tuz/Vegeta
Su

Yapılışı:
Konserve mısır yıkanır, süzülmeye bırakılır. Taze soğan ve maydanoz yıkanır. Soğanlar dişe dokunacak kalınlıkta, maydanoz ince doğranır. Domatesin kabukları soyulur, çekirdekleri çıkarılır ve iri doğranır.
Tencereye bir miktar sıvı yağ/zeytinyağı konur, orta harlı ateşte ısıtılır, taze soğan eklenir. Soğanlar hafif öldürülür ve mısır eklenir, birlikte sotelenir. Mısırlar yumuşayınca krema, tuz/vegeta, sarımsak veya sarımsak tozu, domates eklenir ve pişirilmeye devam edilir. Üzerine maydanoz serpilir.
Not: Mısırın biraz daha yumuşamasını isterseniz tencereye biraz su ekleyip bir süre daha pişirin ya da doğradığınız domatesin suyunu ekleyin ve pişirin.

Servis Önerisi:
Seyrettiğim programdaki gibi ızgara et veya tavuk ile sunabilirsiniz. Her türlü ızgaraya iyi bir eşlik olacağını düşünüyorum.

Afiyet olsun!

4 Nisan 2008 Cuma

Kremalı Makarna

Makarnayı sık sık ve severek tüketiriz. İster sade, ister yoğurtlu veya çeşitli soslar eşliğinde... Krema makarnaya çok yakışıyor, evet kalorili ama çok güzel oluyor :) Vereceğim tarif tabii ki kremalı, istediğiniz şekilde bir makarnaya katabilirsiniz bu sosu. Ben genelde yassı spagetti ile hazırlıyorum.

Malzemeler:
1 paket yassı spagetti (Barilla marka)
1 paket krema (200 ml)
Dereotu veya maydanoz
1 adet iri domates
Tuz/Vegeta
Sıvı yağ
1-2 diş sarımsak veya 1 çay kaşığından biraz az sarımsak tozu

Yapılışı:
Tencereye yeterli miktarda su konur, sıvıyağ eklenir ve su kaynatılır. Su kaynayınca makarna ve tuz eklenir, paket üzerinde yer alan pişirme süresince haşlanır. İstenilen miktar dereotu veya maydanoz yıkanır, kurulanır ve ince kıyılır. Domates yıkanır, kabuğu soyulur ve çekirdekleri çıkarılır, olabildiğince küçük şekilde küpler halinde doğranır.
Diğer tarafta krema bir sos tenceresine boşaltılır, orta harlı ateşte kaynatılır. Kaynama aşamasında içerisine tuz/vegeta, küçük doğranmış sarımsak veya sarımsak tozu konur, birlikte kaynatılmaya devam edilir. Kabarmaya başlayınca ateşten alınır ve tencerenin kapağı kapatılır.
Haşlanan makarna süzülür, tekrar tencereye alınır. Hazırlanan krema sos makarnanın üzerine dökülür ve karıştırılarak dinlenmeye bırakılır.

Servis Önerisi:
Makarna tabağa alınır, üzerine küçük küp doğranmış domates ve ince doğranmış dereotu veya maydanoz serpilir.

Afiyet olsun!

Mozaik Pasta

Çoğu kişinin bayıla bayıla yediği, yerken de çocukluğunu hatırladığı bir pastadır mozaik pasta... Benim de hergün yesem bıkmayacaklarım arasında. Şekil şekil sunulabilir, yapımı basittir ancak lezzeti mükemmeldir.
Yıllar önce, eski şirketimizde birlikte çalıştığımız Bayan Eva bir telefon görüşmemi duymuş. Misafir gelecekmiş ertesi akşam ve benim o gün geç saate kadar çalışmam gerekiyormuş, hazırlık yapmaya vakit yok kısacası. Benim yüzümün bulutlandığı görmüş. Ertesi gün ofise geldiğimde kapıda beni gördü ve bana bir paket uzattı. " Bayan Eva, nedir bu? " diye sorduğumda cevabı şu oldu : "Kızım dün istemeden konuşmanı duydum, misafirin gelecekmiş. Belki çok birşey değil ama hazırlığına katkıda bulunmak istedim. Sana mozaik pasta yaptım, hep beraber yersiniz. Afiyet olsun " O kadar sevinmiştim ki, anlatamam. Hem böyle ince bir davranış hem de mozaik pasta !!! Daha ne olsun :) Bayan Eva, kulaklarınız çınlasın... Tekrar teşekkürler.
Gelelim tarife, bu temel tariftir. İstediğiniz eklemeleri yapabilirsiniz.

Malzemeler:
1/2 kg bisküvi
1 paket margarin (250 gr.)
1 su bardağı süt
1 su bardağı toz şeker
1 bütün yumurta
1 küçük paket kakao (100 gr kadar)
İri dövülmüş ceviz
1 fiske tuz

Yapılışı:
Margarin eritilir, toz şeker eklenir. Yağ soğuyana kadar ara ara karıştırılarak şeker eritilir. Süt, 1 fiske tuz ve çırpılmış yumurta karışıma eklenir. Diğer tarafta bisküviler bir kap içine ufalanır. Kakao ve ceviz eklenir, daha sonra yağlı karışım eklenir ve birlikte karıştırılır. Yağlı kağıt veya folyoya konur, istenilen şekil verilerek buzdolabına alınır.

Not: Bir gün önceden hazırlanırsa lezzeti daha iyi oturuyor. Ara sıra eklemeler yapıyorum. Kuru üzüm, toz badem vb. gibi... Üzüm eklediğimde toz şekeri bir iki kaşık azaltıyorum.

Servis Önerisi:
Klasik sunum üçgen dilimler halinde yapılanı, ancak kelepçeli bir kalıbınız varsa kalıba yağlı kağıt veya folyo koyup üzerine karışımı yayarak pasta formu oluşturabilirsiniz. Küçük karelere kesip kahve yanında servis edebilirsiniz.

Afiyet olsun!

30 Mart 2008 Pazar

Fava

Muhteşem bir lezzet daha... Alicaaaaannn, cancanım kulakların çınlasın : fafa ::))
Meze olarak da tüketilen favayı ya seversiniz ya da sevmezsiniz. Böyle bir yemektir. Belki vardır, ancak olsa yerim ama aramam diyeni görmedim, duymadım. Ben hep sevenlerdenim :) Sık pişerdi evimizde, özel misafirler olduğunda soframızı süslerdi. Annemin tarifini yazıyorum size.

Malzemeler:
2 su bardağı kuru bakla
1/2 su bardağı zeytinyağı
2 adet orta boy kuru soğan
1 tatlı kaşığı toz şeker
3 bardak su
1 limon
Dereotu
Tuz/Vegeta

Yapılışı:
Bu yemeğin hazırlığı biraz uzun sürüyor ama değiyor. Kuru baklayı bir gece önceden ıslatmalısınız. Daha önce yazmıştım, baklagiller bazı bünyeleri zorlar :) Önüne geçmek için ıslatırken içerisine birkaç adet top karabiber atıyorum, biraz da karbonat ekliyorum. Böylece gaz üretme riskini sıfırlıyorum. Kuru baklayı biraz büyük bir tencerede ıslatırsanız iyi olur, kuru fasulyeden daha fazla kabarıyor çünkü.
Bir gece önceden ıslatılmış kuru baklanın suyu dökülür, içerisindeki top karabiberler çıkartılır ve bir kez daha sudan geçirilir. Soğanlar ince doğranır veya rondo'dan geçirilir. Dereotu yıkanır ve ince kıyılır.
Büyükçe bir tencereye zeytinyağı konur, ısınınca soğan eklenir ve biraz döndürülür. Islatılmış kuru bakla, şeker, limon suyu, tuz/vegeta ve 3 bardak su eklenir. Yaklaşık 1 saat kadar orta harlı ateşte pişirilir. Sürenin sonunda baklalar yumuşamamışsa biraz daha su eklenerek kaynatmaya devam edilir. İyice yumuşayınca el blender'ı ile ezilir, dereotu eklenir ve karıştırılır.
Derin bir kaba biraz zeytinyağı konur ve çevrilerek yağ dağıtılır. Ezilmiş ve dereotu eklenmiş bakla bu kaba yavaşca dökülür. Ilınınca buzdolabına alınır ve en az 2 saat bekletilir.

Servis Önerisi:
Favanın en güzel sunumu, baklava dilimi halinde kesilerek yapılandır. Ancak siz dilediğiniz biçimde kesebilirsiniz. Yine servis öncesi üzerine biraz zeytinyağı gezdirip biraz da ince kıyılmış dereotu eklerseniz görüntü süper olur.

Afiyet olsun !

Zeytinyağlı Havuç

Mevsimim geldi :) Bol bol zeytinyağlı yemek pişirmeye ve yemeye başlarım artık. Nedense Nisan ayı geldiğinde hep böyle olur bende. Vardır bir hikmeti :)
Havuç içeren her yemeği çok seviyorum. Sıcak, soğuk, salata, kek... Tadı çok hoşuma gidiyor. Şekerli bir sebze olduğunu biliyorum, az tüketmeye çalışıyorum ama çok güzel naapim :) Geçenlerde kek yapmıştım Gözde'cim için biliyorsunuz. İki dilimini kendime ayırmıştım tat testi için :)
Şimdi yazacağım tarif yıllar önce tembellik sonucu ortaya çıktı aslında. Amacım zeytinyağlı pırasa pişirmekti. Dikilitaş'ta oturuyordum o zamanlar. Beşiktaş-Ihlamur'da meşhur cumartesi pazarı kurulur bilirsiniz, eskiden dipteki bölümde köylü pazarı denen ksım da olurdu. Taze otlar, sebzeler, yumurtalar, güzel peynirler getirirlerdi. Hep onlardan alışveriş yapardım.
Yakın olmasına rağmen o kadar üşendim ki o gün pırasa almak için gitmeye. Aklıma da koymuşum yapacağım diye. Evde havuç vardı, birşey pişirdim işte :)

Malzemeler:
1 kg havuç
1 kahve fincanı pirinç
1 orta boy soğan
Dereotu
Tuz/Vegeta
Zeytinyağı
1 bardak su

Yapılışı:
Yine tüm malzemeleri hazırlamanızı öneriyorum. Havuçların kabukları soyulur, soğan incecik doğranır veya rondo'dan geçirilir. Dereotu yıkanır, kurulanır ve ince kıyılır. Tencereye önce zeytinyağı ile birlikte soğan konur ve pembeleştirilir. Verev doğranmış havuçlar eklenir ve biraz yumuşayıncaya kadar birlikte sotelenir. Daha sonra su, tuz/vegeta eklenir. Havuçlar yumuşayınca pirinç eklenir, 15 dakika kadar orta harlı ateşte pişirilir. Ocaktan alınır ve tencerede ılınınca dereotu eklenir.

Servis Önerisi:
Her zamanki gibi yemeği tabağa alınca üzerine biraz zeytinyağı gezdirin. Hem yemeğin tadı daha çok ortaya çıkıyor hem de pırıl pırıl bir görüntüsü oluyor.

Afiyet olsun!

Zeytinyağlı Taze Bakla

Zeytinyağlı yemekleri çok severim. Taze bakla ise listemin başlarında yer alır. İç bakla daha çok tüketiliyor gördüğüm ve duyduğum kadarı ile, ancak taze baklanın o güzel dokusu da ayrıdır bence.
Çok sevdiğim, konuşamadığım ve/veya göremediğim zamanlarda gerçekten rahatsız olduğum bir dostum var : Charlie, yani Şenol. Onun kadar muhteşem yemek yapan bir insan daha yok... Annemden sonra :) Ortaköy'de " Meddah " isimli orijinal hediyelik eşyalar ve takılar yer alan bir dükkanı var Şenol'un. Cadde üzerindeki sinegogun arka duvarının orada. Yolunuz düşerse mutlaka uğrayın, takıları da kendi yapıyor. Aynı yemekleri gibi, çok güzeller...
Geçen hafta Cumartesi günü ona taze bakla pişirdim, çok sever. Ancak bir türlü teslim edemedim. Hafta arası götürecektim, ofisten hep geç çıktım. İçime dert oldu, bugün yeniden pişirip teslim edeceğim :) Candostuma bir haftalık yemek götürecek değilim ya, umarım beğenir. Diğeri ne mi oldu? Tabii ki ben yedim :)
Gelelim tarife:

Malzemeler:
1 - 1,5 kg taze bakla
Limon
Dereotu
1 çay kaşığı tuz/vegeta
1 çay kaşığı toz şeker
1 iri boy kuru soğan
1 çorba kaşığı un
1+1/2 bardak su
Zeytinyağı

Yapılışı:
Baklayı ayıklamadan önce diğer hazırlıkları bitirmenizi öneriyorum. Önce limonlu ve tuzlu su hazırlayın, ayıkladığınız baklaların beklerken kararmaması için... Daha sonra ayrı bir kapta 1 çorba kaşığı limon suyu, tuz/vegeta, toz şeker ve 1 çorba kaşığı unu 1+1/2 bardak su ile iyice karıştırıp bir sos hazırlayın. Dereotunu yıkayıp, kurulayın ve incecik kıyın. Soğanı incecik doğrayın veya rondo'dan geçirin. Tüm ön hazırlıklar tamamlanmış oldu böylece.
Baklaları doğrayın, daha önce hazırladığınız limonlu-tuzlu suya atın. Bu suda iyice yıkayın ve sonra bir kez daha su ile durulayın. Pişireceğiniz tencereye bir kat bakla bir kat doğranmış soğan ekleyin, malzemeler bitene kadar bu şekilde devam edin. En üste yine daha önce hazırladığınız unlu sosu tekrar karıştırarak dökün, zeytinyağı ekleyin. Tencerenizin iç ebadına uygun bir tabağı iç kapak olarak koyun. Tencerenin kapağını kapatın ve orta-kısık arası ateşte pişirin. İnce kıydığınız dereotunu yemek piştikten ve biraz ılındıktan sonra ekleyin.
Önemli : Yemek pişene kadar kapağı kesinlikle açmayın, açarsanız baklalar anında kararıyor.
Bir ipucu : Kapağı cam bir tencere ve iç kapak olarak da cam bir tabak kullanıyorum. Böylece pişme aşamasını takip etmem kolay oluyor.

Servis Önerisi:
Taze bakla sarımsaklı yoğurt ile yenir, çok da güzel olur. Sunacağınız tabağa yemeği koyduktan sonra az miktar zeytinyağını üzerine gezdirin böylece lezzeti daha da artar.

Afiyet olsun!