13 Ocak 2008 Pazar

Rakı mezesi

Yapımı çok basit bir meze tarifi vereceğim size. Herşey göz kararı...Basit ancak görsel olarak çok hoş bir meze, salata gibi de düşünülebilir. Ama rakı sofrasında daha güzel duruyor :) Fazla miktarda hazırlayıp buzlukta saklayabilirsiniz. Acil bir çilingir sofrası kurulması gerektiğinde buzluktan çıkartıp diğer hazırlıklarınızı tamamlayana kadar çözülmüş olur. Acil çilingir sofrası olur mu demeyin. Oluyor :)

Malzemeler:
2-3 adet dolmalık biber (misafir sayısına göre sayıyı artırabilirsiniz)
Beyaz peynir
Tulum peyniri (şart değil, ancak lezzet katıyor)
Pul biber
Kekik
Tuz/Vegeta
Zeytinyağı
Maydanoz, dereotu (dilerseniz)

Yapılışı:
Dolmalık biberleri kırmadan sapları çıkarılır, tohumları temizlenir ve yıkanır (Ben genelde kesiyorum, çünkü zaten sonradan dilimleyeceğiz). Suyun akması için ağızları aşağıya gelecek şekilde süzgece konur. Diğer bir tarafta peynirler bir çatal yardımı ile ezilir. Pulbiber, kekik, tuz/vegeta, incecik doğranmış maydanoz ve dereotu eklenir (Tulum peyniri koyarsanız tuzu fazla kullanmayın). Bütünleşmesi için biraz zeytinyağı eklenir. Karışım, yıkanmış ve suları süzülmüş biberlerin içerisine bir kaşık yardımı ile bastırılarak doldurulur. Yaklaşık 10 dakika buzlukta bekletilir. (Donmaması, ancak dağılmadan kesilebilmesi için biraz sertleşmesi gerekiyor). Zaman dolunca dolmalık biberler buzluktan çıkartılır ve istenilen kalınlıkta yuvarlak olarak dilimlenir.

Servis önerisi:
Dolmalık biberin şeklinden dolayı dilimlerin kenarları çok güzel oluyor. Servis edeceğiniz tabağa önce maydanoz yaprakları serin, sonra dilimleri birbirinin üzerine gelmeyecek şekilde maydanozların üzerine yerleştirin. Üzerine biraz zeytinyağı gezdirin. Tabağın bir kenarına kızarmış ekmek dilimleri de koyabilirsiniz.
Afiyet olsun!

Tiramisu

Severek yediğim tatlardan biri... Birçok tarifi var, ancak şimdi sizinle paylaşacağım tarifi bir arkadaşımdan aldım. Hani garanti tarif deriz ya, işte öyle... Her seferinde aynı lezzeti elde edebiliyorsunuz. Birçok kez yaptım, bazı eklemeler yapıyorum ara sıra. Temel tarif şöyle:

Malzemeler :
1 adet kakaolu pastaban
1/2 kg süt
1 yumurta sarısı
1/2 paket vanilya
3 çorba kaşığı şeker
4 çorba kaşığı un
1 kutu labne peyniri (200 gr'lık)
Kakao
Bir fiske tuz
1 orta boy kupa nescafe

Yapılışı:
İlk önce keki ıslatmak için kullanılacak nescafe sade olarak hazırlanır (İçerisine istediğiniz bir likör, kahve likörü mesela veya rom ya da bailey's ekleyebilirsiniz. Güzel tatlar yakalayabilirsiniz). Altı fazla kalın olmayan bir çelik tencerede 1 yumurta sarısı, şeker ile biraz çırpılır, tuz eklenir (Bir fiske ama..Tatların daha iyi açığa çıkmasını sağlıyor). Un,vanilya elenerek bu karışıma eklenir tekrar bir tur karıştırılır. Sonra süt eklenir. Orta harlı ateşte muhallebi kıvamına gelinceye kadar ara vermeden karıştırılır (Dibini hemen sardığı için ateş mutlaka orta derecede olmalı) ve ocaktan alınarak soğumaya bırakılır. Diğer tarafta kakaolu pastaban katlarının iç kısımları biraz ılınmış nescafe ile ıslatılır. Ben genelde Uno'nun kakaolu pastabanını kullanıyorum, başka markaların da var. İstediğinizi kullanabilirsiniz. Bir ipucu : Pastabanın üst parçasını alt kısmı olarak kullanın. Alt parça daha düz olduğu için üst kısım olarak kullanın, kremayı sıvarken daha rahat edersiniz. Ayrıca alt olacak kısmı tiramisuyu servis edeceğiniz tabağa alın sonra nescafe ile ıslatın böylece yumuşayacak olan taban parçalanmamış olur.
Hazırladığımız muhallebiyi soğuması için bekletmiştik. Ilınmış olan muhallebiye 1 kutu labne peynir eklenir ve mikser yardımı ile çırpmaya başlanır (Biraz yoğun ve pütürsüz olması için önce orta hızda karıştırmaya başlıyorum, sonra hızlı ayara alıp bir süre çırpıyorum. Akışkan ve pütürsüz bir kıvam aldığında çırpmayı bırakıyorum). Daha kolay sürülebilmesi için yaklaşık 5 dakika kadar buzdolabında bekletiyorum. İlk önce ıslatılmış olan keklerin alt tabanına hazırlanan muhallebi-kremanın 1/3 kadarı ortaya dökülüp kenarlara doğru yayılır, taşabilir sorun değil. Sonra diğer parça üzerine yerleştirilir. Bazen bu hazır kekler eğri kesilmiş olabiliyor, ince kenar kalın kenar yerleşimine dikkat etmek lazım ki pastamız bir taraftan basıkmış gibi gözükmesin. Kalan krema aynı şekilde üst keke yayılır, kenarlar düzeltilir. Üzerine bir elek yardımı ile kakao serpilir.

Servis Önerisi:
Tiramisunun üzerini istediğiniz şekilde süsleyebilirsiniz, tabii ki orjinali kakao serpiştirilmiş hali... Eğer kekleri ıslatırken nescafenin içerisine kahve likörü koyduysanız, kakao ile bir miktar türk kahvesini karıştırıp üzerine serperseniz inanılmaz bir lezzet elde ediyorsunuz. Kahveseverlere duyurulur :)
Eğer elinizde pasta üzeri süsleme şablonu varsa kakaoyu bunun üzerinden de serpebilirsiniz. Zarif ve daha özenli bir görüntü oluyor. Bilginize:)
Filtre kahve ile servis yapabilirsiniz, birbirlerine gerçekten yakışıyorlar.
Afiyet olsun !

Annemin Patlıcan Salatası

Mutlaka bütün anneler çok güzel yemekler yapıyordur, benim annem içinse yemek yapmak, hem meditasyon hem de insanları mutlu etme kaynağı. Gerçekten inanılmaz lezzetli yemekler, börekler, salatalar, zeytinyağlılar, tatlılar, kekler, pastalar, turşular, şuruplar, pizzalar vb. vb hazırlar. Özetle aklınıza hangi kategori gelirse gelsin, müthiş lezzetler yaratır. Sunumu da mükemmeldir. Sofralarımız önce göze hitap eder ve sonra mideleri fetheder. Birşeyler öğrenmeye çalıştım kendisinden, kendi sofralarımı kurduğumda geleneği devam ettirmeye çalışıyorum. Aaaa, unutmadan : Babam da müthiş sofralar hazırlar, ayrıca çok güzel bulaşık yıkar :)) Biz küçükken (bir erkek kardeşim var), annemin bel rahatsızlığından dolayı hastanede yattığı zamanlarda, babam bize annem gibi baktı. Yemekleri hazırladı, sofraları kurdu, bulaşıkları yıkadı. Okursa kesin kızacaktır beni rezil ettin diye ama doğruları yazmak lazım :) Fotografları eklemeye başladığımda sofradakileri hepiniz göreceksiniz. Böyle müthiş damak ve göz zevki olan bir aileniz varsa, formda biri olmanız imkansız :)
İşte bahsettiğim o müthiş lezzetlerden bir tanesi: Patlıcan Salatası...

Malzemeler :
2-3 adet patlıcan
1-2 diş sarımsak
1 çorba kaşığı yoğurt (Salatanın daha beyaz kalması için)
1 kibrit kutusu beyaz peynir
Birkaç damla limon suyu
1/2 çay bardağından biraz fazla zeytinyağı (isteğinize göre artırabilirsiniz)
Tuz / Vegeta

Yapılışı:
Önce patlıcanlar közlenir, kabukları temizlenir ve kararmasınlar diye bir kapta birkaç damla limon suyu ve su karışımı yapılıp içinde bekletilir (Eğer kısıtlı vaktiniz varsa marketlerde satılan hazır közlenmiş patlıcan da kullanabilirsiniz. Ancak hazır olanları önce yıkayıp tel süzgeçte bekletmenizi öneririm. Suyu gitmeli, yoksa salata cıvık olabilir). Sonra rondo'da yoksa blender'da sırası ile peynir ve sarımsak ezilir. Yoğurt, tuz /vegeta eklenir. Limonlu suda bekletilen közlenmiş patlıcanların suları iyice sıkılır ve bıçak yardımı ile irice doğranarak diğer karışıma eklenir. Tüm malzemeler birbiri ile özleşmeye başladığında zeytinyağı yavaş yavaş karışıma katılır. Hazırlanan salata 15-20 dakika buzdolabinda bekletildikten sonra servis edilecek tabağa alınır.

Servis Önerisi :
Salatayı istediğiniz formda bir tabağa aktardıktan sonra üzerini bıçak yardımı ile düzleyin. Sonra bir yemek çatalı ile üzerine istediğiniz bir şekil yapabilirsiniz. Tabağın ortasına veya istediğiniz bir yerine domates kabuğundan yaptığınız bir ya da iki gül ekleyebilirsiniz, maydanoz yaprakları ve sapları ile de gülün sap ve yapraklarını yapabilirsiniz.
Afiyet olsun !

Ciza Kavurması

İlginç bir yemek ismi, değil mi? En sevdiğim yemeklerin başında gelir. Aslında meze olarak da tüketilebilir diye düşünüyorum. Nasıl tercih ederseniz...
Annemin ailesi Yugoslayva'da Kosova'da yaşayan Türkler'den. Anneannem 21 yaşında İstanbul'a gelin gelmiş, ancak memleketi ile bağları kopmamış. Dedem de Kosova'dan...Zaten hala Prizren'de yaşayan akrabalarımız var. Tabii ki yöreye has yemekleri var. Anneannem,annem ve teyzelerim yaparken merakla izlediğim, fırından çıkar çıkmaz ya da ocakta pişer pişmez yana yana yemeğe çalıştığım böreklerin, çöreklerin, yemeklerin tarifleri tabii ki göz kararı. Yılların tecrübeli gözleri... Daha acemi bir blogcu olarak elimden geldiğince malzeme miktarlarını vermeye çalışacağım. Henüz resim ekleyemiyorum, en kısa zamanda eklemeye çalışacağım. Malzemeleri istediğiniz gibi azaltıp çoğaltabilirsiniz ne de olsa hepimizin ayrı damak tadı var.
Ciza, bildiğimiz lor peynirin Kosova'daki adı. Tabii ki peynirin yapım aşamasında kullanılan süt ve diğer malzemelerden dolayı biraz tat farkı olabiliyor. Ülkemizde marketlerde veya mandıralarda satılan lor peynirleri ile yapılabiliyor. Denemedim ama belki çökelek ile de hazırlanabilir. Bir uyarı: Pişer pişmez yenmeli, bekletilirse tadı ağırlaşıyor. Oldukça kalorili bir yemek, bu nedenle genelde kışın yeniyor. Sonra söylemedi demeyin :)

Malzemeler:
1/2 su bardağı un
1/2 paket margarin (bu ölçünün yarısını sıvı yağ olarak kullanabilirsiniz)
1 su bardağı ciza (lor peyniri)
2-3 diş ezilmiş sarımsak
1 kahve fincanı süt
tuz veya Vegeta (damak tadınıza göre)

Yapılışı :
Önce yağ ve unu kavurmalısınız, un kokusu çıkana kadar. Orta harlı ateşte karıştırmaya devam ettiğimiz yağ-un bulamaç gibi olunca içine peyniri ekliyoruz. Peynir erimeye başlayınca ezilmiş sarımsaklar ve tuzu/Vegeta'yı katıyoruz. Biraz karıştırdıktan sonra sütü yavaş yavaş ekliyoruz. Kıvamı eliniz anlıyor zaten, hünkarbeğendi kıvamına gelince ocağı kapatıyoruz.

Servis Önerisi:
Bu yemek ızgara köfte ve közlenmiş yeşil biber ile yeniyor. Birbirlerine çok yakışıyorlar. Tükürük köftesi olarak bilinen küçük köfteler yapabilirsiniz veya tercih ettiğiniz bir köfte çeşidi de olabilir. Tabağa önce ciza kavurmasını koyuyoruz, üzerine ızgara köfte ve közlenmiş biberleri koyuyoruz. Afiyetle yiyoruz :)

Not:
Vegeta, Kosova'da kullanılan bir çeşni tozu. Ülkemizdeki Tuzot tarzı bir çeşni, ancak o kadar tuzlu değil. İçinde kurutulmuş sebzeler, sarımsak ve tuz var. Benim sihirli malzemem :) Bazen Migros'ta bulabiliyorum. Bilginiz olsun.

9 Ocak 2008 Çarşamba

Dün aldığım bir haber, hayatı tekrar sorgulamama neden oldu. Bulunduğum sektörde çok sevilen bir arkadaşımızın kardeşi trafik kazasında hayatını kaybetti. Çok genç...yeni evli ve yeni baba...Hepimiz şok olduk. Hayat böyle birşey, bir dakika sonra ne olacağını bilmiyoruz. İşte bu gibi zamanlarda farkına varıyoruz çoğu zaman öylesine harcadığımız vaktin kıymetini...Düşünüyoruz, kararlar veriyoruz - bundan sonra şöyle yapacağım, böyle yapacağım - diye... Ne kadar sürüyor bu? Ne yazıkki en fazla bir saat. Sonra dalıyoruz yine hayatın içine, verdiğimiz kararları unutarak... Ya ne yapacağız diye soruyorsunuz belki şimdi... Belki o zamanlarda aldığımız kararlardan en azından bir tanesini uygulamaya başlayabiliriz.
Bir ömür içinde birçok hayat yaşıyoruz. Üzüntüleri, sevinçleri,hayalkırıklıkları, coşkuları ile vb.vb...Öğrendiğim birşey var: Gerektiği kadar yaşamalı herşeyi...Gerektiği kadar sevinmeli, gerektiği kadar üzülmeli... Edinemediklerimize hayıflanmak yerine sahip olduklarımızı unutmamalı...Yapmak istediklerimizi ertelememeli...Sevdiklerimize, onları ne kadar sevdiklerimizi her fırsatta söylemeli...
Kelimelerim bitti şimdilik...
Umutlu kalın.

7 Ocak 2008 Pazartesi

Öncelikle

Uzunca bir süredir blog oluşturma konusunu düşünüyordum... Acaba yapabilir miyim, yeterli vakit ayırabilir miyim diye..Baktım ki düşünmenin faydası yok, bir yerden başlamalıyım.
Umarım rastlayıp okuyacak olan sizlerin beğeneceği bir şeyler ortaya çıkartabilirim.
Şimdilik sadece : Merhabalar...