10 Kasım 2009 Salı

Geç kalmışlar...

Çok uzun bir süredir blogum ile ilgilenemedim. Hayat gailesi diyelim ve yolumuza devam edelim. Umarım herkes iyidir, yaşamı yolundadır. Dileğim, işlerinizin hep rast gitmesi...

Geçen sene Aralık ayından beri birçok şey oldu. Bir sürü yemek yedik, yeni yemekler öğrendik. Resimler çektik, sevindik. Üzüntülü günlerimiz oldu, yeni dostlar edindik. Özetle, hayatımıza devam ettik.

Geçen ayların - 11 ay olmuş bu arada - getirdiklerini ekleyeceğim. Minişim büyüdü, yeni tarifler öğrendim, taşındım. Gelenler oldu, gidenler oldu. Kararlar aldım, yeni girişimlerim var ilerisi için. Zamanı ve yeri geldikçe hepsini aktaracağım.

Şimdi sıralayalım :
Çok sevdiğim dostum Şebnem bizi evinde yılbaşı partisine çağırdı. Şebnem bir Çerkez kızı, tam anlamı ile :) Menü süperdi tabii. Aslı ile birlikte Çerkez Tavuğu'nda boğulduk resmen :) Güldük, konuştuk, eğlendik. Çok keyifli bir akşam oldu. Tekrar teşekkürler Şebo'cum :)



İşte o muhteşem Çerkez Tavuğu...

















Yılbaşını Balat City'de karşıladık, deli gibi eğlendik. Herkes birşey yapıp getirdi, malum ekonomik kriz... Pınar ve Gürhan'dan lirik dans istiyoruuummm :))
















Ahretlik'in, yani Aslı'nın, yani bizim laz bakkal Ahmet Abi'nin deyişiyle Renkli Kafa'nın :) doğumgününü kutladık Ocak 04'te... Gerçekten keyifli bir akşamdı. İyi ki doğdun Ahretlik :) Hep mutlu ol.

8 Aralık 2008 Pazartesi

Bayram Sofrası





Bayramları eski bayramlar gibi yaşamamız için elinden geleni yapar Melek'im, anneciğim. Arefe günü telaşı, bayram sabahı erkenden kalkıp telaşa kaldığı yerden devam etmesi... Güne yakışan yemekler ve süslü sofralar hazırlaması... ve yüzündeki o müthiş gülümseme...





Bizde yaşananlar mutlaka birçok evde de yaşanıyordur bayramlarda. O heyecanı çok severim. Herşey kusursuz bir şekilde hazırlandıktan sonra herkes en güzel elbisesini giyer süslenir. Misafirler gelmeden önce birbirimizle bayramlaşmak için sıraya gireriz, herkes birbirini kucaklar, iyi dileklerini ve sevgi sözcüklerini çekinmeden aktarır herkes, gözlerdeki yürekten gelen pırıltı ile beraber... Misafirler ağırlanır, yemekler yenir, çocuklara harçlıkları verilir (mendil içinde tabii). Çaylar-kahveler içilir, hikayeler anlatılır. Gülünür, eğlenilir.





Eskiden çok daha kalabalıktık, hele ki Prizren'den akrabalar gelmişse evler dolup taşardı. Anneannem sağken bayramın ilk günü onun evinde toplanırdık. Büyükler, yengeler, enişteler, teyzeler, amcalar, gelinler, damatlar, çocuklar, torunlar, torbalar :)) Allaaaahh cümbüş olurdu. Onun ölümünden sonra büyük teyzemde yani İncim'de toplanmaya başladık. Ev farklı, coşku aynı. İncim'in vefatından sonra annemlerde toplanmaya başladık. Ev farklı yine evet, ancak coşku biraz buruk. Gidenimiz çok oldu. Sessizce selamlaşır bayramlaşır herkes yine de, bilirim. Hep yanımızdalar...

Bayram sofralarımız müthiş olur, annem döktürür her zamanki gibi. Bu bayramda farklı olmadı. Şekerimiz çıktı yine :):) Diyorum ya eskiden çok kalabalık olurduk diye. Gördüğünüz masa açılıyor ve 12 kişilik oluyor. Bu masa haricinde başka masa da kurulurdu, hatta bir de çocuk masası açılırdı :) Şimdi gördüğünüz çok mütevazi...



Biraz da mutfaktan görüntüler ekleyeceğim. Zor beklediler fotografları çekmemi vallahi :)
Ayrıca en baş konuğumuz da Miniş'imdi. Canım benim ne güzel de gülüyor. Halası onu çok ama çooooooooookkkk seviyor.

Hepinize tekrar iyi bayramlar diliyorum.
Hayatınızın her günü bayram coşkusu dolu geçsin.
Sevgilerimle.







22 Kasım 2008 Cumartesi

Zeytinyağlı Çalı Fasulye


Annemin kulakları çınlasın :D
Melek'iiimmmm, çalı fasulye pişirdiiiimmm !!!!!
Kesin gülecektir bu yazımı okuduğunda, neden mi? Çalı fasulye ayıklamaktan nefret ederdim ve her seferinde kaçardım !!! Yemesine yerdim ama...
Gerçekten çok severim tadını, ah bir de o ayıklaması olmasa, ancak sanırım artık alıştım. Kenarlarını al, kalınsa üç şerit inceyse iki şerit halinde doğra. İyi ki çok kalabalık bir ailem yok. Bir kiloluk fasulyeyi ancak bu şekilde yapabiliyorum. İnsan isterse herşeyi yapar diyorsunuz, duyuyorum. Haklısınız.
Gelelim tarife...

Malzemeler:
1 kg. çalı fasulye
2 adet orta boy kuru soğan
3 adet domates
1 baş sarımsak
1+1/2 tatlı kaşığı toz şeker veya 2 adet kesme şeker
Tuz/vegeta
1 çay bardağı zeytinyağı
1+1/2 su bardağı kaynar su

Yapılışı:
Çalı fasulye yıkanır, yukarıda bahsettiğim şekilde doğranır. Kuru soğanlar yemeklik, domatesler irice doğranır. Bir baş sarımsağın varsa dış kabuğu ve püskülleri alınır (Dişlerin ayrılmaması lazım).
Tencereye zeytinyağı konur, ısıtılır, soğan eklenir ve biraz döndürülür. Domatesler eklenir ve 5 dakika soğanlar ile birlikte pişirilir. Doğranmış çalı fasulyesi tencereye alınır, 10 dakika boyunca sulunu salıp hafif çekene kadar soğan ve domatesler ile birlikte pişirilir (Arada fasulye dağıtılmamaya özen göstererek karıştırılır). Sarımsak tencerenin ortasına yerleştirilir.
Fasulyenin rengi koyulaşınca tuz/vegeta, şeker serpilir ve fasulyeleri biraz kapatacak kadar kaynar su konur. Önce orta harlı ateşte kaynayana kadar tutulur, sonra ocak kısık ateşe getirilerek yaklaşık 40-45 dakika pişmeye bırakılır.

Servis önerisi:
Yemeği pişen tencerede soğumaya bırakıyoruz. Eğer ertesi gün tüketecekseniz sofraya oturmadan yaklaşık bir saat önce buzdolabından çıkartırsanız daha iyi olur, biraz soğunu atar böylece. Servisten önce üzerine hafif zeytinyağı gezdiriseniz tadı ala olur :)

Afiyet olsun!

Toros Salatası

Köşebaşı'nı herkes biliyordur diye düşünüyorum. 1995 yılından beri Adana ve Tarsus yemekleri ile misafirlerini ağırlayan, dünyanın en iyi 50 restoranından biri olarak seçilen kebap restoranı.
Bilmeyenler www.kosebasi.com'a tıklayarak detaylı inceleme yapabilir.

Burada sunulan çok güzel bir salata var : Toros Salatası...
Taze otlar ile yapılıyor ve baharatlar ile zenginleştiriliyor. Geçenlerde Home TV'deki " Tadı Ustasında " programında Köşebaşı'ndaydılar veeee usta salatanın tarifini verdi. Şansa bakın :)
İşte o günden beri fırsat buldukça yapıyorum. Dostlarımla toplandığımızda da yaptım, bayıla bayıla yedik. Denemenizi tavsiye ederim. Miktar size bağlı.

Malzemeler:
Roka
Taze soğan
Dereotu (İsteğe bağlı)
Maydanoz
Taze nane
Domates
Sumak
Kırmızı toz biber
Tuz (Az miktar)
Nar ekşisi

Yapılışı:
Tüm taze otlar ince kıyılır. Taze soğan ince; domates, kabukları ile birlikte küp şeklinde doğranır (Baharat konacağı için kabuklar soyulmuyor. Kabuksuz olarak salataya eklenirse domates fazla sulanıyor).
Büyükçe bir kaba otlar konur, üzerine taze soğan ve küp doğranmış domates serpilir.
Sumak, kırmızı toz biber, az miktarda tuz eklenir (Sumak tuzlu bir baharat olduğu için sofra tuzunu az ekleyin) ve yavaşça harmanlanarak baharatların otlar ile karışması sağlanır. En son üzerine istenilen miktar nar ekşisi gezdirilir.

Afiyet olsun!

Neredeyim???

Merhabalar, uzun zamandır bloguma uğrayamıyorum.
Neeeeerdeyim? (Serhat Abi kulakların çınlasın!)
Ofiste... Evde... Minişimde...
Miniş?? Dünya tatlısı yeğenim: Mine... 11 Ağustos 2008 sabah 09:08'de dünyaya gelen, gelince beni benden alan minişim...
" Halacım " diyeceği günleri iple çekiyorum.

Ailemizdeki çocuklar bana nedense İpit der ilk önce, vardır bir hikmeti :D
Mine'ciğim bana istediğini diyebilir. Bir büyüsün, ben ona neler pişireceğim.

Yakın zamanda yeni tarifler eklemeye çalışacağım.
Şimdilik sevgiyle kalın.



24 Nisan 2008 Perşembe

Cupcake

Cupcake'ler ülkemizde henüz az tüketiliyor. En çok Amerika'da yandaşı var. Kulüpler kurulmuş cupcake'ler için :) Yarışmalar düzenleniyor, sektör yani...
Hanimiş Işıl'ın kullandığı bir terim var bu lezzet için : Pastacık. Bence de çok uygun, gerçekten de küçük pastacıklar oluşturuyorsunuz.
Yine bir Bake Shop Cumartesi'sinde pastacık süslemesi yaptık, ben yine öğrenciydim tabii ki.



Dolgu yapmayı, buttercream hazırlamayı ve sprinkles adı verilen süs şekerleri ile neler yapılabileceğini öğrendim. En sevindiğim de ganaş ile süslemeler yapmak. Çikolataya hayır diyemiyorum :)
Resimlerin çözünürlükleri düşük kusura bakmayın, cep telefonunumun kamerası ile çektim.



Sonrasında afiyetle yedik tabii ki. Ganaşa bandıra bandıra :))

Tavuk Suyu Çorba-Konsome'msi :)

Hepinizin bildiği gibi konsome tamamen berrak hale getirilmiş et sularının ortak adı. Tavuk, et veya balık ile hazırlanıyor. Arman Kırım'dan öğrendim : Konsome süzülerek elde edilmiyormuş aslında, et suyunu berraklaştırmak için yüksek oranda protein içeren bir malzeme ile asit içeren bir diğer malzemenin bir araya getirilmesi ile oluşuyormuş. Bilginin devamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz: http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=3596881&yazarid=123

Çorba çok sevmesem de, pişirmeyi sevdiğimi söylemiştim. İşte yine böyle bir günde kendimce hazırladığım bir çorba tarifini vereceğim. Evdeki malzemeleri tezgahın üzerine alıp baktım baktıımmm. Tamam; tavuk eti var, havuç var, maydanoz var, patates var. Tel şehriye de var. Tavuk suyuna çorba yapabilirdim, ama bu sefer değişik bir şey olmalıydı...
Ben genelde tavuk etini haşlarken havuç ve maydanoz da ekliyorum, lezzeti daha iyi oluyor. Daha fazla uzatmadan tarife geçiyorum. Anlatınca uzun gelebilir, ancak endişelenmeyin çabucak hazırlanıyor aslında.

Malzemeler:
Tavuk eti (Beyaz et)
Havuç
Maydanoz
Patates
Tel veya arpa şehriye
Tuz/Vegeta

Yapılışı:
Tavuk etinin varsa kıkırdaları temizlenir, yıkanır. Birkaç parçaya ayrılır ve haşlanacak olan tencereye alınır. Havuç temizlenir ve birkaç parça olacak şekilde doğranır, patates soyulur ve birkaç parçaya bölünür, maydanozlar yıkanır. Tavuk etinin olduğu tencereye konur (Maydanozların yarısını koyun). Üzerlerine çıkacak kadar su eklenir ve orta harlı ateşte tavuk eti iyice haşlanır. Tuz/vegetayı su kaynamaya başladıktan sonra koymanızı tavsiye ediyorum. Yoksa su geç kaynıyor.
Pişen tavuk eti ve sebzeler tencereden alınır ve üzerlerindeki beyaz köpüklerin giderilmesi için yıkanır. Tavuk eti didilir, havuçlar ne çok ince ne de çok kalın olacak şekilde yuvarlak dilimlenir, patatesler küp küp doğranır. Haşlanmış olan maydanozları artık kullanmıyoruz, atabilirsiniz.
Tenceredeki tavuk suyu başka bir tencereye aktarılır. Berraklık elde etmek için bu işlemi şöyle yapıyorum : Tavuk suyunu aktaracağım tencereye önce bir tel süzgeç koyuyorum, sonra süzgece tülbent veya birkaç kat kağıt havlu koyuyorum ve suyu öyle süzüyorum. Böylece suda kalmış olan tüm parçacıkları almış oluyorum.
Süzülmüş tavuk suyu olan tencere orta harlı ateşe alınır, havuç dilimleri, tel veya arpa şehriye ve didilmiş tavuk etleri eklenir, tuz/vegeta konur. Kaynamaya başlayınca kalan maydanoz yaprakları eklenir.

Servis Önerisi:
Bu çorba çok berrak oluyor, aynı konsome gibi. O yüzden adını konsome'msi koydum. Beyaz ve biraz derin bir çorba kasesinde sunulduğunda görüntüsü çok güzel oluyor, renkler süper gözüküyor. Tabii ki normal bir çorba tabağında da sunabilirsiniz. Yanına da kızarmış ekmek dilimleri ekleyin.

Afiyet olsun!